Uykulu Düşler Hüznü

2011-08-12 22:26:00

 

Çaresiz kışımda umutsuz bahar..! Söylemedikçe, haykırmadıkça kaç yazar? Kırsam da başımı, kalp atışlarıma dövdürsem de göğüs kafesimi, giden gidince konuşmak neye yarar..?

Bazı düşler büyüdükçe küçülürmüş insan, gitmeden anladım. Bazı şeyler “geliyorum” demezmiş ama “gidiyorum” dermiş, gitmeye az kala parçalandım. Gitmeden, gidişler akla gelmezken, çok kaçtım, kendimi çok hırpaladım. Düşümden kaçarken hüzne bulandım, acıyla kanarken sana dolandım, biraz sen alınca kaçarım sandım, haykırmak isterken sana uzaktım, yanında olunca düşlere daldım, uyandığım anda küçüldüm sandım…

Sen uyurdun, tüm şehir uykuya dalardı. Ben uyuyamazdım. Kollarıma yatırdığım düşlerin üstüne ruhumu örterek nöbet tutardım. Sabah olurdu. Sen de kollarımda düşlere dalmış gibi, kırmızı yanaklarla doğardın geceden. Kısık gözlerin, amansız sözlerinle bir inme gibi çökerdin günaydınıma. Sen uyanırdın, tüm şehir ayağa kalkardı. Senin geçtiğin yerde herkesin yüzü solar, renkler pastele çalar; gözlerinin yıldızı gözlerimin ufkuna asılır, beni senle doğan bir güne uyandırırdı.

Kalp atışlarımın fırtınasından korkardım. Senden başkasının duymasından korkardım. Düşlerimin fonunda yankılanınca sesim, biletsiz sinemaya girişsiz kalmaktan ürkerdim. Yüreğim göçerdi. Biraz sen alıp uzaklaşırdım. Bulutlar değmedikçe fırtınalar kopmaz sanırdım, Koparmış..! Fırtına kopmadıkça gökler ağlamaz sanırdım, ağlarmış..! Gökler ağlamadıkça sel olmaz sanırdım,  oysa önce bulutlar ıslanırmış.

Gidişinin öncesi tüm şehir sana ağladı. Senin atmadığın adımlarda aşınmış yollar yaşlara bulandı. Tüm şehir ağladı, ben ağladım… Sen gelmedin, ben kalamadım, yer yarılmadı ama gök delindi, sen bilmedin ama ben bilendim, kestirip atamadım ama kesilip kaldım…

Gidişine az kala tüm şehir konuştu, tüm şehir kalp atışlarımın isyanını duyurmamaya ant içmişçesine konuştu.  Uzansam dokunabilir miydim? Dokunsam hissedebilir, gözlerinin içine baksam gözlerimin içini görebilir miydin? Çok uyumaktan şikayet ederdin. Kollarımda uyuman için bir ömür verip, nefesini nefesime karıştıramayacak kadar nefessiz kaldığımı da bilebilir miydin? Gözlerinin dünyasında kamaşırken gözlerim, yıldız tutulmam olduğunu da anlayabilir miydin?

Gidişinin ertesi yokluğuna yıkıldım. Sensizliğin enkazı çökünce üstüme, ağlamaklı bulutlarla örselenmiş şehrin hüznü düğümlendi boğazıma. Sen gidiyordun ve ben bitiyordum. Gidişinin ertesi sana gitmeyen yolları, sana yorulmayan telaşları, sana uzanmayan kolları, seni görmeyen gözleri devraldım. Bitmez dediklerim bitti, gitmez dediklerim gitti, olmaz dediklerim oldu. Gidişinin ertesi yüreğimi bir yangında bıraktın. Ben düşlerde uyurken, bir cehennemde uyandım.

Sana koşarken adımlarım, yetişirim sanırken, zaman var derken, tüm şehri uyutup baş başa konuşuruz sanırken; beklenmedik daha erken gidiş aksiliğinle irkildim. Sen gidiyordun ve ben bitiyordum. Sana söylenmedik her şey için hiçbir şey yapamadığımdan kendimi asla affetmeyeceğim. “Geliyorum” demedin ama “gidiyorum” dedin. Giderken içimi boşaltıp da götürdün. Sen gittin, ben bittim ve sahipsiz düşler kaldı senden uzak…

12.08.2011
22:22
Uğur Yaman

338
0
0
Yorum Yaz