Bar Tuvaletinde Sevişmek

2010-03-12 01:36:00

o zamanlar genciz tabi. kanımız deli deli akıyür. normal zamanlarda da pek sağlıklı kararlar veren biri miyim tartışılır. ama konumuz o değil. bursa uludağ üniversitesini kazanmışım. ama haftasonları boşum. okulda yeniyim. ilk zamanlar pek arkadaş edinememiştim. hafta sonları istanbul'a geliyordum bazen. bu sefer bizimkilere haber vermeden gideyim dedim. en yakın arkadaşımı aradım. o da enteresan bir aileye sahip. anne-baba ayrı. ikisi de geniş hayatlar yaşıyorlar. sus payı mıdır artık nedir bilmem, oğullarına pek karışmazlar. bir bakıma işlerine de geliyor ilgilenmedikleri için. neyse uzatmayayım, annesi marmaris'e gitmiş. cuma'dan çağırdı gittim. ev de boş, rahat rahat takılırız diye. atladım otobüse gittim istanbul'a. kadıköy'de buluştuk. bir şeyler yedik. sonra bir bara gittik. isim vermeyeceğim, mesaj atan olursa söylerim. reklam olmasın. neyse oturduk içiyoruz. bizim arkadaşla takılırken genelde etrafa pek bakmayız. muhabbetimiz o kadar koyudur ki dünyadan koparız. eğleniriz vs. o sıra bu hayvan 2'şer tane de tekila söyledi. maksadı yine bokunu çıkarmaktı. ama yok da denmiyor. damardan giriyor, "içemeyeceksen birana su katayım" diye de dalga geçmeye çalışıyor. mecburen uyuyoruz tabi. biradır, tekiladır falan derken baya bir içtik. kafalar da güzel olmaya başladı. o sıra 2 masa ötede bir hatun yalnız, bana bakıyor. fark ettim tesadüfen. taş gibi de kız. yalnız da. enteresan geldi. ama baktıkça da içimin yağları eriyor hani. zaten bara gelmeden kanyak da içmiştim azıcık. o ara havalar soğuk tabi. yanımda hep cep kanyağı taşırım. o yakıyor ayrı, bu yakıyor ayrı. bana göz işareti falan yaptı. halisünasyon mu görüyorum emin olamadım ilk. sonra bizim elamana "ben tuvalete uzuyorum" dedim ve tuvalete yöneldim. harbiden çişim de gelmişti. ama gelecek mi diye m... Devamı

Askeri Yargıya Sümküren Dokunulmaz Vekiller

2010-03-12 01:21:00

çok seviyorum(!) ben bunları. hastasıyım. önce ergenekon'un savcısı oldular, şimdi de hakimi olmaya iyice hevesliler. ama bu yanlı yapıları nasıl da kabak gibi ortada değil mi? öncelikle belirtmek gerek. "ergenekon" denen bir yapılanma vardır evet. ama bu yapılanma yargılanmıyor. yeniden yapılanıyor. hem de hukuk alet edilerek. ergenekon'u gerçek manada ilk olarak inceleyen ve davaya taraf yapan kimdi? öldürülen savcı `doğan öz` idi. şimdiki savcı ile soyadı benzerliği var ama karıştırılmasın. ergenekon denen yapılanmayı yıllar evvel ortaya dökmüş gerçek bir savcı idi. abdullah çatlı'lardan nato ayaklarına ve hatta abd-israil ayaklarına kadar raporuna yazmış, ama raporun tamamını yazmasına izin verilmeden öldürülmüştür. şimdi bazı aklı evveller çıkmış, derin devlet yargılanıyor gibi göstermeye çalışıyor. o halde neden kimler kurmuş, kimler desteklemiş, kimler katil olmuş açıklanmıyor? zaten amaç bunları ortaya çıkarmak değil ki? bunları ortaya çıkarmak isteyen, yargılamak isteyen isim doğan öz idi ve öldürüldü. pentagon'un resmi haber ajansı newsweek yakın zaman önce bir açıklama yapmıştı: "akp, derin devleti yeniden yapılandırıyor islami bünyede" diye... nato elinde birçok ülkede kurulan kontrgerilla faaliyetleri, yeni konjonktürde farklı bir kimliğe bürünüyor. ama bu süreçte yine her zaman olduğu gibi birlikten ve beraberlikten olanlar, ülke menfaatine çalışanlar, bu ülkenin gerçekten kalkınmasını isteyenler fail gibi gösteriliyor. araya 3-5 işlerine yaramayan tip de katılarak güzel bir karışım sunuluyor. hukuk ihlalleri, yargının siyasallaştırılması birçok yargı ve hukuk adamı tarafından haykırılıyor ama medya tamamen ellerinde olduğundan ... Devamı

Allah Rızası İçin 35 Kişiyi Yakmak

2010-03-12 03:04:00

iktidarın, askerin, polisin seyretmesi ile gerçekleştirilebilecek bir hadise. nasıl mı? yapılmışını anlatalım. çevre illerden "hicret koşusu" var diye devlet imkanları ile otobüs otobüs insan taşırsınız. oysa öyle bir koşu yoktur. ama olmasa ne yazar. allah rızası bu. sonra aydınların/yazarların kaldığı otelin önüne kamyon kamyon taş taşınır. soranlara kaldırım çalışması var denir ama aslında ne o taşlar kaldırım taşıdır, ne de kaldırım yapmaya müsaittir. üstelik kayıtlarda kaldırım çalışması diye bir hadise yoktur. o gün, sivas'ın hiçbir yerinde de kaldırım çalışması yoktur. ama nasıl oluyorsa taşlar, devlet araçları ile taşınır. kimse de neden sokak ortasına taş döküyorsun demez. devlete göre sorun değildir. sözde hicret koşucuları sokaklarda nidalar atarak yürüyüşe başlar. aydınları, alevi gençleri kovalamaya başlar. ne asker, ne polis ortalarda yoktur. ne hikmetse çağırılan polisler de "gidin burdan, sizi koruyamayız" derler. sivas'ta türkiye'nin büyük ordularından biri vardır. ama her ne hikmetse arandıklarında gelemeyeceklerini beyan ederler. sözde çatışmaya gitmişlerdir. ama sivas bu. koskoca ülkenin en büyük ordularından biri orada. üstelik gerçekte böyle bir çatışma da resmi katıtlara düşmemiştir. üstelik ordu, madımak oteline de çok yakındır. kalabalık göz göre göre birikir, büyür. göstere göstere gelinir. otel kuşatılır. milletvekilleri, başbakanlar, bakanlar aranır. ama hiçbiri umursamaz. hiçbir şey yapmazlar! ve ölümü bekler 35 can... aslında daha da fazlası. kurdukları barikat geçilemeyince otel ateşe verilir. ağızlarda akıl almayan sözler... - cehennem ateşinde yanıyorlar! - tekbir! ... Devamı

Behlül Bihter ve Adnan İle Seviştim Şahitlerim Var

2010-03-11 16:42:00

her şey sezon finalinin çekildiği sete gitmemle başladı. sette çalışan yakınım vasıtası ile izlememde sakınca görülmedi. olacakları önceden kestiremezdim. dizi çekimlerinde olan yakınlaşmaların, sahne bittikten de sonra da devam ettiğini fark ettim. behlül ve bihter, "kesss" komutunu almalarına rağmen bir türlü kesemiyorlardı. yakınlaştıkça yakınlaşıyorlardı. yakından izleyince ekran arkasında olduğundan daha da heyecanlanıyor insan. ama nasıl oldu bilmem. bihter'in gözlerine hayran olmuştum. teni, kokusu, o çekici havası, çok yakınında olmasam da beni kendine çekiyordu. bir ara verilmesini iple çekiyordum. yemek arası tam da bunları düşünürken verildi. set ekibi için hazırlanan yemek masasına oturdum. bihter, tam karşıma oturmuştu. çorbasına tuz aradığı sırada tuzu uzattım. başını yavaşça kaldırdı. sanki o an dizi müziği çalıyordu. aednan amca sol başta sanki bizi izliyor da çaktırmamamız gerek gibi saniyenin çok küçük bir bölümünde keskin bakışlar fırlatmıştık birbirimize. aslında ikimiz arasındaki fırtına da o an başladı. gereksiz yere ürkekleşmiş ve kaçamak şekilde bakışmaya başlamıştık. bihter, hd ekranda göründüğünden çok daha güzeldi. gözlerime baktığı her küçük an dizisini birleştiriyor ve zihnimde onunla birlikte olmanın hayallerini kuruyordum. yemekte behlül'ün bihter'e gereksiz şakalarını izlemek zorunda kalmaya sinir olmuştum. ama cool havamı bozmak niyetinde değildim. o anlarda bihter'i hiç süzmemeye özen göstermiştim. bir ara adnan, "köşkte bir yabancı mı ne görüyorum" dedi. iğrenç bir espri olsa da beni kastettiğini herkes anlamış ama herkes de gülmüştü. ama o salak espri, bihter ile ilk ... Devamı

Özel Ders Veren Öğretmenle Sevişmek

2010-03-11 16:25:00

aslında öyle yapılı, yakışıklı, sokakta gören kızların dibinin yandığı bir tip değilimdir. hatta benim nazarımda benden hoşlanan hatunlar zevksizdir. ama enteresandır, yakın ilişki içinde bulunduğum kimseler zekamdan etkilenirler ve bunu da açıkça söylemekte hiç sakınca görmezler. seçme şansım olsa yakışıklılık mı yoksa işime yarayan diğer yönlerim mi diye düşününce, hepsinin farklı avantajları ve dezavantajları olduğunu söylemek en mantıklısı. mesela tipime hasta olduğundan etrafımda kimse dolanmaz. zaten olsa inanmam. ama onun dışında kendimden yaşça büyük kimseleri bile pek olgun göstermesem de hinterlandıma alabiliyorum. genelde de sevgililerim hep benden yaşça büyük kimseler olmuştur zaten. neyse konumuz bu değil… olayı hatırlayınca kafam düşüncelere gark oldu yine. lise yıllarımdı. dede korkut anadolu lisesini kazanmıştım. anne ve babam ayrılınca kadıköy’e taşındık annemle. daha iyi bir okul olan burak bora anadolu lisesi’ne nakil oldum. ayrılık ve yeni bir hayattan dolayı doğal olarak psikolojik olarak etkilenmiştim olanlardan. zira ailevi problemlerimiz ufak şeyler değildi. ilk sınavlar sonrasında hem derslerimdeki ilgisizliğim hem de başarımdaki olumsuz yönler yüzünden teyzemlerin de desteği ile bazı derslerde özel öğretmenler vasıtasıyla takviye almama karar verdiler. metematikten ve fizikten konuda yetkin aile dostlarımız yardımcı olmaya başladı. en kötü dersim olan kimyadan ise bir üniversite öğrencisi vasıtasıyla ders almaya başladım. açıkçası yaşayan bilir, bol sorunun olduğu dönemlerde üzerinize fazla düşülmesi sizi daha içe kapanık biri yapabiliyor. çünkü çevrenizdekiler sizi dinlemek yerine tespit böceği gibi tespitler yaparak iyi niyetle size sormadan çözüm &uu... Devamı

Marmara Depremiyle Seviştim Şahitlerim Var

2010-03-11 16:03:00

ah marmara! hepimizin meraklarını, umutlarını sandık sandık kendine çeken cennetimiz… insanın aklına geldiğinde bile kalbini titretirken senin, en güzelini bana bahşedebileceğini nereden bilebilirdim ki… sanırım sana minnetim de, birazcık bundan. aslında her şey yıllar evvel başlamıştı. umutlarımı da bavuluma doldurup türkiye’nin bu taşı toprağı altın denen yerine yolculuğa çıkmıştım. ama öncesinde ailemi salonda toplayıp, onlara bu kararımı açıklamalıydım. babamın kalbi vardı, annemse çok duygusaldı. ama artık benim için sıradanlaşan hayatıma yeni bir yön vermem gerekti. en çok da küçük kardeşime üzülüyordum. o ana kadar fark etmemiştim belki ama onun en iyi arkadaşı bendim. salonda hepsi sessizce ne söyleyeceğimi merak ediyordu. şu tarihi konuşmayı yaptım: “anne, baba ve kardeşim, biliyorum, belki çok iyi bir evlat olamadım. küçükken babamı süperman sandığım için muhtemelen sizden, yapmanızın çok zor olduğu şeyler de istedim. biraz farklı bir çocuktum. diğer çocuklar gibi basit şeylerle yetinmedim. her zaman kafama taktığım sorularım ve merak ettiğim şeyler vardı. çoğu zaman bana ayak uydurmakta zorlandınız. ama bu benim! sizlerden özür dilemek belki yersiz olur. çünkü ben hastalığımda kusup yatağımı berbat ettiğim için suçluluk duygusu içerisine girebilmeyi anlamayacak bir çocuktum. hala da öyleyim. hala can taşımayan hiçbir şeye de değer vermeyi öğrenemedim. belki bu yüzden bana hep kızdınız ve alışık olduğunuz hayatta sizleri hep alışık olmadığınız sorunlarla karşı karşıya getirdim. yaptıklarım için pişman değilim ama başka bir yolunu bulamadığım için de üzgünüm. bugüne kadar bana sabır gösterdiğiniz ve beni sevdiğiniz için hepinize teşekk&... Devamı

15 Yıl Sonra Kendinizi Kimin Koynunda Bulmak İstersiniz

2010-03-03 00:45:00

Malum, bu aralar sık sık iş görüşmelerine gidiyorum. Askerden geldim ve bir iş arıyorum. Tabii ki doğal olarak görüşmelerin etkisine kendini bırakmış bünyem bana enteresan oyunlar oynuyor. Bünye kendini görüşmelere hazırladığından ve sık görüşmelere gittiğimden sanki her an mülakatta gibiyim. Belki de kendi otokontrolümü bu şekilde yapmaya çalışıp refleks kazanmaya çalışıyorum farkında olmadan bilemem. 2 gün önce bir iş görüşmesinde idim. İşim bittikten sonra eve doğru yola koyuldum. Yolda başka bir şirket aradı ve bir sonraki gün için sözleştik. Tabi yine kafamda kurmaya başladım nasıl konuşmam gerektiğini vs. O sırada dalgın bünyem belki bir saniyeliğine düşüncelerine mola vermişken Avcılar üstgeçitte inanılmaz bir çift göze rastladı. Pırıl pırıldı ve beni kendimden almıştı. pek etrafa bakan, kızları kesmeye çalışan bir tip de değilimdir. Ama nolduysa o saniyeden de az zaman diliminde başımın döndüğünü ve gözlerimin kararıp görebildiğim tek şeyin ışıl ışıl parlayan bir çift göz olduğunu fark ettim. İstemsiz olarak iş görüşmelerinin etkisiyle "afedersiniz, 15 yıl sonra kendinizi kimin koynunda bulmak istersiniz" diye bir soru sordum. Herkes yürüyüp giderken genç bayan durdu ve sessizce yüzüme baktı. Takım elbiseli ve paltolu bir adamın yüzüne bakıp birkaç saniye süzen bu kızımız, yüzümde benim fark edemediğim salak bir ifade görmüş gibi gülümseyerek "iyi misiniz" dedi. O an ne söylediğimi yeni fark etmiştim. Sanki başka bir şey söylemişim gibi geliyordu bana oysa. Ya da başka bir alemdeyiz de söylediklerim normalmiş gibi geliyordu. "şey pardon, ben az önce ne dedim tam olarak" diye kekeledim. Gülerek c&u... Devamı

Susmak

2010-03-01 22:57:00

Konuşması gereken yerde susmak, kendine ihanetidir insanın. 01.03.2010 22:52 Uğur Yaman Devamı

Erkeklerden Kadınlara Tavsiyeler

2010-02-28 23:03:00

-          zekamızı küçümsemeyin. çoğu zaman yalanlarınızı ve oyunlarınızı görürüz ve görmezden geliriz. bunun sebebi ilişkiyi devam ettirebilmek. çünkü ortalama olarak bir kadına katlanmanın ilk kuralı bazı şeylerini görmezden gelmektir. bütün kadınların bu tavrı, erkekleri belirli bir eşiğe kadar dayanmak zorunda bırakıyor. ama içimizdeki şevkten de, size olan sevgimizden de, sabrımızdan da sömürüyor. bu nedenle farkında olmadan karşı tarafı soğutuyorsunuz. - fazla şekilci olmayın. erkekler şekilci kızlara ciddi gözlerle bakmazlar. bunu anlamazsınız. ortalama bir erkeğin aklı sikindedir. sizle ciddi bir şeyler paylaşmayı düşünmeyince doğal olarak seks objesi olmaktan öteye geçemezsiniz. sizin için de amaç sadece seksse sorun yok. aynen devam. - bir erkeğin grurunu başkalarının önünde asla incitmeyin. erkek dediğin yaşam formu yalnızken ve siz tatlıyken, usulünü bilirseniz akıl almadık inceliklerde bulunabilir. lakin başkalarının önünde onu küçük düşürür veya horlarsanız şevki, arzusu kırılır ve bunu asla unutmazlar. erkekler çabuk unutan varlıklardır ama incinen grurlarını asla unutmazlar. bir kırılma noktası olur bu durum. - erkeğin yanında alışveriş olaylarından, selin'in bluzünden, berkecan'ın ayakkabısından, sudenaz'ın tatilde yaptıklarından bahsetmeyin. erkekler onu bunu konuşmayı pek sevmez. tadını kaçırırsanız çabuk sıkılır. atam mühendisi de olsanız onun gözünde sadece salak bir atam mühendisi olursunuz. kendinizden ve ondan bahsetmeye, dedikodu yapmamaya özen gösterin. - yapmasını istediğiniz şeyleri çemkirerek veya kafa sikerek söylemeyin. erkek dediğin düşünen bir hayvandır. inatçıdır. kafasını... Devamı

Tatmak ve Özlemek

2010-02-22 23:49:00

Tatmadığı şeyi özlemez insan, ama en çok tatmadığı şeyi arzular. 22.02.2010 01:51 Devamı